İstanbul’un ‘kibar’ Şoför Nebahat’i yollarda

Özel bir şirketin çağrı merkezinde 5 yıl çalıştıktan sonra daha rahat çalışabileceği bir iş arayan Filiz UIu, işinden ayrılarak babasına ait takside şoförlük yapmaya başladı. Ulu, şimdi 15 milyondan fazla kişinin yaşadığı kentte, kadın inceliğiyle, 'ev' gibi yaptığı taksisinde vatandaşlara hizmet veriyor.Filiz Ulu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, artık daha özgür çalışabileceği bir iş ararken, babasından gelen öneriyle, ticari taksi de taksiciliğe başladığını anlattı.Taksicilik yapma fikrinin başta garip geldiğini, ancak daha sonra mesleğin cazip yanlarını gördüğünü ifade eden Ulu, şunları kaydetti: 'İnsanlarla iç içe oluyorsunuz, bir hizmet veriyorsunuz. Yapabilir miyim, yapamaz mıyım, trafikten korkar mıyım, beni yorar mı çok diye düşündüm ama herhangi bir olumsuzlukla karşılaşmadım. 5 aydır bu işi yapıyorum. 45 yaşındayım ve 27 yıllık evliyim. Eşim de özel şoförlük yapıyor. 25 yaşında bir oğlum var. Üniversitede okuyor. İlk zamanlar oğlumun endişeleri vardı. Gasp ve taciz gibi olaylardan dolayı. Sonradan eşim ve oğlum destek oldu. İşimden gayet memnunum. Kanlıca halkından da memnunum. Duraktaki arkadaşlar da çok yardımcı oldular.'Hizmet sektöründe kadınların bulunmasının avantajlı bir durum olduğunu dile getiren Ulu, 'Daha ince düşünürler. Araçlarında su, ıslak mendil, kağıt havlu, sakız, gazete bulundururlar. Yani ev gibi.' dedi.Adres bulmakta ilk zamanlar zorlandığını anlatan Ulu, zamanla yolları öğrendiğini söyledi. Ulu, güvenlik konusunda da araçlarda emniyet butonu olduğunu ve 24 saat kamerayla kayıt yapıldığını belirtti.'Şoför Nebahat'e benzetiyorlar'Filiz Ulu, taksi durağına ilk başladığı günlerde kendisine 'Şoför Nebahat' benzetmeleri yapıldığını, fakat kendisini bu film karakteriyle çok bağdaştıramadığını söyledi.Ulu, 'Şoför Nebahat karakterinin hareketleri biraz daha erkeksi, tespihi, yeleği, şapkası var. Ben Şoför Nebahat miyim? Ondan daha iyi araba kullanıyorum. Fakat daha kibar haliyim. İstanbul'un yeni ve kibar Şoför Nebahatiyim diyebiliriz.' dedi.Aracıyla sanayiye gittiğinde yaşadığı bir olayı paylaşan Ulu, şöyle devam etti: 'Arabayla sanayiye giriyorum. İlk önce çıraklar dükkanlarına koşuyorlar. Sonra ustalar ellerinde çay bardaklarıyla çıkıp şöyle bir bakıyorlar. Geri kaçıyorlar. Normalde kendi aracımı da ben götürüyordum. Ticari araçtan inmek daha farklı bir şey. Aracın aksamını sorarlar, söylerim. 'Yağına, suyuna bakın, şöyle böyle yapın' derim. Muayeneye kendim götürürüm. Her şeyi bendedir.'Taksisine binen müşterilerle yaşadığı ilginç anıları da paylaşan Ulu, 'Bir gün araca üç kadın bindi. Arka tarafa oturdular. Ortadaki, yanındakine 'in in' dedi. 'Eyvah beni gördü binmekten vazgeçti' dedim içimden. İlk defa takside öne oturacağını söyleyerek geldi yanıma oturdu.' dedi.Taksi şoförlüğünde erkek egemenliğini yıkmak isteğini vurgulayan Ulu, şunları söyledi: 'Yolda bir müşteri elini kaldırdı. İçeriye de çok dikkatli baktı. Durdum, camı açtım, 'Buyurun' dedim. İçinden 'Ne kadar entel bir bey' diye söylendiğini anlattı. Taksicilik sadece erkeklere özel bir meslek değil. Kadınlar da yapabilir bunu. Bazı meslekleri erkek hegemonyasından kurtarmak lazım. İnşaat mühendisi, otobüs şoförü, tramvay kullanan bayanlar var. Neden İstanbul'da taksi kullanan bayanlar olmasın? Her meslek erkeğe özgü bir şey diye bir algı olmamalı.'

Bir önceki yazımız olan 'Sanatla Büyümek' panelinde çocukların sanatla buluşturulması konusu ele alındı başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*