Çinli olduğum için maske bile kullanamıyorum

Metroda yer olsa bile oturmuyorum en dipte bir köşeye geçiyorumWUHANLI YANG XİAOYUBen Wuhan'da doğdum, salgının başladığı şehir. Ailem hala orada yaşıyor. Her gün telefonla arıyorum. Onlar için elbette endişe duyuyorum ama ülkemin bu krizi atlatabileceğine inanıyorum. Son bir-iki günde iyileşmeler başladı, güzel haberler geliyor. Türkiye'ye yedi yıl önce geldim, son beş aydır İstanbul'da yaşıyorum. Toplu taşımaya bindiğimde insanlar benden çekiniyor. Mesela ben toplu taşımada herhangi bir grip mikrobundan korunmak için maske kullanmak istiyorum ancak maske takanları hasta zannediyorlar. Hem maskeli hem de Çinli olmam insanları iyice korkutur. Otobüste ya da metroda boş koltuk olsa da oturmuyorum. İnsanlar tuhaf tuhaf bakıyor, kimse yanıma oturmak istemiyor. Ben de hiç oturmadan, en köşede bir yere geçiyorum. Ben Türkleri anlıyorum, bizden çekinmekte haklılar, ya bizde de virüs varsa diye düşünüyorlar. Oysa ben Çin'e en son bir buçuk yıl önce gittim. Bunu insanlara tek tek anlatmakla uğraşmam. Artık evden işe, işten eve… Sosyal yaşantım tamamen bitti.Maymun, yarasa, böcek yediğimizi sanıyorlarCHINESE WOK&SUSHI'NİN ŞEFİ DEYU CHEN 20 yıldan fazladır İstanbul'dayım. Türkiye'de insanlar internette gördüklerine dayanarak bizim böcek, maymun ve yarasa yediğimizi sanıyor. Bunların satışı Çin'de de yasak. Ben açıkçası bu yaşıma kadar hiç görmedim. Biz de aynı Türkiye'deki gibi pilav, dana ve koyun yiyoruz. Çin lokantasında kullandığımız ürünleri de Türkiye'den temin ediyoruz.Müşterilerimiz yüzde 25 azaldıCHINESE WOK&SUSHI'NİN İŞLETMECİSİ ARİF EMRE EMCİ20 yıldır bu işi yapıyorum. Mutfaktaki elemanlarımızın hepsi Çinli. Yaklaşık beş senedir bizim yanımızdalar. En son iki buçuk sene önce Çin'e gidip geldiler. Her geldiklerinde sağlık kontrollerini yaptırıyorlar. Salgın sebebiyle müşterilerimizde yüzde 25 azalma oldu. İnsanlar Çin mutfağını bilmediği için her duyduklarına inanıyorlar. İnternetten her gördüğüne inanıp 'Böcek satıyor musunuz? Fare var mı? Ürünleriniz Çin'den mi geliyor?' gibi sorular soruyorlar. Sebzelerimiz tamamen Türkiye'den. Halk pazarından günlük olarak alıyoruz. Örneğin suşideki zencefil turşusu Çin'den değil, Japonya'dan geliyor. Sosları zaten kendimiz yapıyoruz.Bizi restoranlara almıyorlarTÜRKÇE ÖĞRETMENİ MA YAN ANİstanbul, Çin'de çok ünlü ve romantik bir şehir. Ben de beş sene önce bu yüzden geldim. İstanbul Üniversitesi'nde Türkçe öğretmenliği okudum, şimdi ders veriyorum. Bize karşı önyargı her zaman vardı ama şu anda çoğaldı. Ben dışarda çok yemek yiyen bir insanım, artık bizi restoranlara almıyorlar. 'Neden?' diye sorduğumda 'Müşterilerimiz rahatsız oluyor, bizimle ilgisi yok. Lütfen bizi anlayın' diyorlar. Geçen gün metroya bindim ve bir yere oturdum, iki yaşlı teyze benden korkup yanımdan kalktı. Ben herkese beş yıldır burada olduğumu, Çin'e gitmediğimi ve bende virüs olmadığını anlatıyorum. Onlar da bana 'kendilerini korumak zorunda olduklarını' söylüyorlar. Herhangi bir şiddet olayıyla karşılaşmadım çünkü başımı eğip bir köşede bekliyorum. Bu durum beni hem üzüyor hem de sinirlendiriyor. Memlekete dönmek aklımdan geçiyor ama artık o da imkansız. Orası da şu an tehlikeli. Biz Çinliyiz diye hasta değiliz, bizde virüs yok, lütfen bizden korkmayın.

Bir önceki yazımız olan Sezen'in kapısını çaldı başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*